Cuma, Mayıs 27, 2005

İnternet. Vindovzekspi. Bunlar bu gecenin milli değerleri oldu. Saatler boyunca, 50 yaşında sırtımda ortaya çıkacak kamburun temellerini attım. Sesim kalınlaştı, kulaklarım büyüdü, yaşlandım.

Orospu vindomz ayna karşısında kendisini güncelleştirmekle meşgul ve ben sanki başına bir şey gelirmiş gibi, kendisine mukayet olamazmış gibi hemen dibinde bekliyorum.

BEN BAĞIMLIYIM.

Bu monitör, bu pikseller, bu düğmeler ve her şey. Esir etti kendine kahpe komputer.

Geçen gün tv izledim. Bende yok, Gülriz'in evinde izliyorum genelde. Saklambaç tarzı bir programa maruz kaldık uzunca vakit. Mehmet Ali Erbil sunuyordu. Taliplerini seçmek için çeşitli sorular sorarak programın içeriğini oluşturan genç bayan, yağız delikanlılardan gelen ilginç bir soruyla kendini ifade etme fırsatı buldu.

talepkâr talip - "Bak. Mesela biz evlendık ve çkg mutluyuz. Ben akşam eve seni almaya geliyorum. Ama sen kısa bir etek giymişsin. Ben de rica ediyorum, değiştirir misin diye. Değiştirip benimle mi gelirsin, yoksa evde mi kalırsın?" (İnanılmaz bir kendinden eminlik, müthiş bir konanlık, hat safhada bir asmalı konak.)

kırıtkan memeli - "Değiştirmem. Kokularımı sürer arkadaşımı çağırır senin gittiğin mekâna giderim ve karşında oynarım. Keyfime bakarım. Siz erkekler hep aynısınız. (hooleey) Bizi mini etekli beğeniyorsunuz ama sonra örtmeye çalışıyorsunuz. O eteği giymezsem ben ben olmam ki. Beni ben yapan şey o etek."

teyze - " Yevrieem. Bak oğlan bir şey rica ediyor, niye yapmıyorsun. O eğlence bir saatlik zevk ama şu çocukla ömür boyu karı kocasınız, fedakârlık yapmadan olmaz. Neyse Memedali, oğlum. Yavrum. Oğlumyavrum. Ben senin için geldim."

memedali - "Evli misin? Eh eh eh. Kocan nerde? Neh neh neh. "

teyze - "Vefat etti."


Çarşamba, Mayıs 25, 2005

Sonunda yarın konserde dağıtacağımız cdleri çekebildim. Saatlerimi aldı. Üzerlerine el emeği göznuru ile albümün albümün adını yazdım ve her birini minik bir çizimle şenlendirdim. Arada bir konser verip sonra cdleri satarak geçinebilir miyim acaba? Hayır geçinemem.

Saat sekiz on arası stüdyoya girdik akşam. Fotoğraflarımız çekildi, benim dikkatim dağıldı ilk saat doğru düzgün çalamadım. Neyse ki sonra toparladım. Bu arada ben şu yazdıklarım gibi yaşamıyorum. Çok formal, sorumluluk baskısı altında yazar bir hal gözlemliyorum şu satırlarda. Hoşuma gitmiyor haberim olsun.

Saat beş altı civarı msü rıhtımda olacağız. Çok süper çalacağız. Ağız.

Salı, Mayıs 24, 2005

Avusturya Kültür Ofisi'ne gittim. Yeniköy'de, konsolosluğun hemen yanında. Vardığımda saat bire geliyordu , oradaki kadından akademinin kitapçığını aldım. Formu doldurup fakslayacağım bir iki gün içinde. Avusturya demişken, Atalay Sürücü Kursu'na da uğradım. Motorsiklet ehliyeti için 170 ytl kadar bir ek ücrete ihtiyaç varmış. Veremem, yapamam.

Akşam da Msü rıhtımdaydım. Hackeysack oynayarak vakit öldürdüm bir süre. Akşama doğru Trakya Blues, ardından da Selim Sesler sahne aldı. Hepsi de pek bir gıygıy çaldı yahu. Neyse göbek attım onbeş dakika kadar. Sarfettiğim efor, eve dönme kararını verirken harcadığım beyin gücünün yanında hiç kalıyor. Neyse ki evimdeyim. Seviyorum burayı.

Pazartesi, Mayıs 23, 2005

Sabah uyanmak zor oldu, sabah dörtlere kadar telefonda sürünürsen olacağı budur. Hemen traş oldum, gidiyorum konsolosluğa. Umarım yolu hatırlayabilirim, gerçi dünyanın en kolay adresiydi fakat ben yine de unutmuş olmaktan korkuyorum. Hava güzel, zemin muntazam, güzel bir maç olsun.
Çok seyrek de olsa periyodik olarak elime fırça almaya başladım. Boyaya batırıp resim yaptığım fırçalardan bahsediyorum. Ben resim yaparken fırçayı önce boyaya batırırım. Fırçayı boyaya, çuvaldızı başkasına.

Yarın Avusturya Konsolosluğu'na gideceğim. Salzburg Akademisi diye bir yer var. Kale içinde, dere önünde hoş bir mekân. Zhou Brothers ile workshoplara geleceğim. Ah.